BİR HEVESİN BEDELİ: SOKAKLARDAKİ “TERK EDİLMİŞ” CANLARIN VEBALİ KİMİN?

Sokaklarımız, bir zamanlar sıcak bir yuvası olan, başı okşanan ama "sıkılınca" ya da "bakımı zor gelince" bir çöp poşeti gibi kenara fırlatılan cins kediler ve köpeklerle dolu. Bir heves uğruna alınan, sonra vicdansızca terk edilen bu canların sessiz çığlığı, aslında bizim insanlığımızın iflasıdır. Belediyeler ya da devlet, sizin bu sorumsuzluğunuzun faturasını nereye kadar ödeyebilir?

Sokaklarımız, bir zamanlar sıcak bir yuvası olan, başı okşanan ama "sıkılınca" ya da "bakımı zor gelince" bir çöp poşeti gibi kenara fırlatılan cins kediler ve köpeklerle dolu. Bir heves uğruna alınan, sonra vicdansızca terk edilen bu canların sessiz çığlığı, aslında bizim insanlığımızın iflasıdır. Belediyeler ya da devlet, sizin bu sorumsuzluğunuzun faturasını nereye kadar ödeyebilir?

Şehirlerin meydanlarından en ücra sokaklarına kadar nereye baksanız; gözlerinde hüzünle, şaşkınlıkla etrafına bakan "cins" hayvanlar görüyorsunuz. Goldenlar, British Shorthairlar, Terrierlar... Bir zamanlar binlerce lira verilerek alınan, petshop vitrinlerinden "satın alınan" bu canlar, şimdi açlıkla, soğukla ve en acısı da "terk edilmişlik" duygusuyla baş başa.

"Heves" Mi, "Vebal" Mi?

Pek çok aile, çocukları istediği için ya da bir anlık hevesle evine bir can alıyor. Ancak o canın bir oyuncak değil, bir bebek gibi ilgiye, bakıma, zamana ve bütçeye ihtiyacı olduğunu anladıkları anda senaryo değişiyor. "Tüyü dökülüyor", "Çok havlıyor", "Tatile gideceğiz, bırakacak yerimiz yok" gibi bahaneler, o masum canın sokağa, bilmediği bir cehennemin ortasına atılmasına neden oluyor.

Allah aşkına, bakamayacağınız, iki gün sonra sokağa salacağınız canları almayın! Onları kendinize, sıcak bir yuvaya alıştırıp sonra buz gibi betonlara mahkum etmeye hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Kendinizi o hayvanın yerine koyun; güvendiğiniz, "ailem" dediğiniz insanların sizi bir gün ıssız bir yolda bırakıp gitmesini hayal edebilir misiniz? İşte o hayvanlar, o yolda arabanızın arkasından bakarken sadece canlarını değil, tüm dünyalarını kaybediyorlar.

Devlet Ne Yapsın, Belediye Nereye Yetişsin?

Sokaktaki popülasyon arttıkça oklar hemen belediyelere ve devlete çevriliyor. "Neden bu hayvanlar toplanmıyor?", "Neden barınaklar yetersiz?"... Evet, kurumsal sorumluluklar tartışılabilir; ancak asıl suçlu, o hayvanı sokağa salan "sorumsuz" vatandaş değil mi? Sizin kapınızın önüne bıraktığınız her hayvan, toplumsal bir soruna, güvenlik endişesine ve bir canın acı çekmesine neden oluyor. Devletin veya yerel yönetimlerin, milyonlarca insanın bu kötü ve bencil davranışıyla başa çıkması mümkün mü?

Satın Almayın, Sahiplenin!

Eğer gerçekten bir dost istiyorsanız, vitrinlerdeki ticaret nesnelerine değil, barınaklardaki mahzun gözlere bakın. Ama önce şunu sorun: "Ben bu cana ömrümün sonuna kadar bakmaya hazır mıyım?" Eğer cevabınız "belki" ise, lütfen o kapıyı hiç açmayın. Onların hayatı sizin geçici heveslerinizden çok daha kıymetli.


VİCDANINIZ SOKAKTA KALMASIN!

Bir şehri medeni yapan, sadece binaları veya yolları değildir. O şehrin sokaklarında yaşayan en zayıf canlara nasıl muamele edildiğidir. Bir hayvanı sahiplenmek, bir ruhu sahiplenmektir. Onları bir eşya gibi görüp, modası geçince sokağa atmak sadece günah değil, aynı zamanda bir insanlık suçudur. Unutmayın; o canların ahı, sadece sokağı değil, sizin huzurunuzu da bozar. Vicdanınızı o sokak köşelerine terk etmeyin!

#hayvanhakları #sokakhayvanları #terkedilmişcanlar #vicdan #Konya #belediye #hayvansahiplenme #merhamet #petshop #satınalmasahiplen #sorumluluk #objektif

Benzer Videolar