15 Ekim 2025 Çarşamba
''TOPLUMA SAYGILI OLMAK'' Abdurrahman Berkcan yazdı.
''MİLLETİN EFENDİSİ'' Av. Ahmet Tamer yazdı.
''Çiftçinin hali'' Veteriner Hekim Ali Köker yazdı.
''Gençler mutsuz!'' Ayşe BOYACI Yazdı.
''KUL HAKKI MI ? DEDİNİZ...'' Ayşe Yavuz Yazdı.
''Kripto Para Borsası Neden Çöküyor, Kripto Para Neden Düştü, Kripto Borsası Bilinmeyenler''
Bazı insanlar bir nesli etkiler, bazılarıysa bir milleti. Attilâ İlhan, yalnızca kalem tutan bir şair değil; Türk milletinin hafızasında yer etmiş, fikirleriyle yön vermiş bir milliyetçi aydındı. Onun adı anıldığında akla sadece aşk şiirleri değil, aynı zamanda milletine, tarihine ve kültürüne duyduğu büyük bağlılık gelmeli.
Kimi onu romantik dizeleriyle hatırlar, kimi “sol”la olan ilişkisiyle. Ama çok az kişi, onun yüreğiyle Türkçü olduğunu, fikirlerinin mayasının Anadolu’nun rüzgârında, mehterin gümbürtüsünde, Kuvayı Milliye ruhunda yoğrulduğunu bilir.
Ve o unutulmaz söz, hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor:
“Mehter çaldığında bir komünistten dokuz milliyetçi çıkar.”
Bir milletin genetik hafızasını bu kadar kısa ve bu kadar net anlatan başka bir cümle var mı? Bu söz, yalnızca bir ironi değil; aynı zamanda Türk’ün ruh kodlarını çözmüş bir şairin, nesline attığı tokattır.
• 1941: Nazım Hikmet’e yazdığı mektup nedeniyle tutuklandı.
• 1950’ler: Paris’e giderek Batı solunu ve Marksizmi yerinde inceledi.
• 1970’ler: “Solculuk Batıcılık değildir” diyerek solun millet karşıtı damarını eleştirdi.
• 1980 sonrası: Türkçü, Atatürkçü ve milliyetçi bir çizgiyle fikirlerini keskinleştirdi.
“Ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum.”
Bu dizelerdeki “sen”, yalnızca bir sevgili değil; bu memleketin ta kendisidir.
Çünkü Attilâ İlhan, aşkı da vatana benzeten adamlardandı.
Bugün Attilâ İlhan yaşasaydı, “sahte Atatürkçüler”in maskesini çoktan indirirdi.
Hiç sanmıyorum. O hâlâ aynı kararlılıkla yazardı:
“Ben market Atatürkçüsü değilim, Kuvayı Milliye Atatürkçüsüyüm!”
Ve evet…
Biz ona mecburuz. Belki de en çok bugün.
BU BİR MERVE ÇALIŞKAN HABERİDİR.