Vicdan ile Öfke Arasında: Ölümün Gölgesinde İnsan Kalmak (içimde bir ”it-ra-il” meselesi)
277 okunma

Vicdan ile Öfke Arasında: Ölümün Gölgesinde İnsan Kalmak (içimde bir ”it-ra-il” meselesi)

Dünya bu kadar zalimken, celladın sonuna ağlamak ne kadar insani? Zulmü alkışlayanların, masum çocukları katledenlerin sonu geldiğinde duyulan o ferahlık, vicdanın bir savunma mekanizmasıdır.

ABONE OL
Mart 23, 2026 17:48
Vicdan ile Öfke Arasında: Ölümün Gölgesinde İnsan Kalmak (içimde bir ”it-ra-il” meselesi)
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhametin Sınırı: Katliamın Gölgesinde Adalet Aramak

İnsan ruhu, her zaman iki kutuplu bir savaş meydanıdır. Bir yanımızda o naif, kırılgan ve erdemli “Şair” oturur; haksızlığa uğrasa bile “Ölümle öç alınmaz,” der. Sevmesen de, en azılı düşmanın da olsa bir ölünün ardında sevinmenin insan onuruna yakışmayacağını, “şizofren” bir sancıyla fısıldar durur. O şair tarafımız, evrensel bir ahlakın bekçisidir; her canın kutsiyetine inanmak ister.

Ancak bir de madalyonun diğer yüzü, hayatın tokat gibi çarpan “Reel İnsan” tarafı var.

Bu tarafımız, yıllardır ekranlardan, gazete sayfalarından ve feryat dolu videolardan süzülüp zihnimize kazınan o korkunç sahnelerin şahididir. İsrail’in sistematik katliamlarını, kundaktaki bebeklerin üzerine yağan bombaları, oyun parklarının enkaz yığınına dönüşünü ve bir halkın diri diri toprağa gömülüşünü binlerce kez izleyen bir insanın ruhunda, merhametin yerini yavaş yavaş buzdan bir öfke alır. Şehirler haritadan silinirken sessiz kalan dünya, adaleti de o enkazın altına gömmüştür.

İşte bu yüzden, o reel tarafımız bugün başka bir pencereden bakıyor dünyaya. İsrail’in gerçekleştirdiği o vahşi katliamların faili olanların, bugün İran’dan fırlatılan füzelerle geberip gitmesine üzülemiyoruz. Aksine, içten içe duyulan o tarif edilemez mutluluk, aslında bir “kötülük” değil; yeryüzünde tecelli etmeyen adaletin bir nebze olsun nefes almasıdır. Masumların kanı üzerinde yükselen o sözde “yenilmezlik” zırhının delindiğini görmek, mazlumun ahının yere düşmediğinin bir kanıtıdır.

Evet, belki bir ölünün ardından mutlu olmak insanlığın o ideal, steril tanımına sığmıyor olabilir. Ama asıl soru şu: Dünya bu kadar zalimken, celladın sonuna ağlamak ne kadar insani? Zulmü alkışlayanların, masum çocukları katledenlerin sonu geldiğinde duyulan o ferahlık, vicdanın bir savunma mekanizmasıdır.

Ruhun şair kısmı ne kadar “yakışmaz” dese de, reel tarafımız haykırıyor: Zulüm ile abad olanın, kahrı ile sevinmek mazlumun hakkıdır. Çünkü bazen adalet, sadece kelimelerde değil, zalimin üzerine düşen o füzelerin alevinde gizlidir.

Gazeteci Yazar Tankutalp ALTUNSOY

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

Between Conscience and Anger: Remaining Human in the Shadow of Death (A Personal “It-ra-il” Dilemma)

he Limits of Mercy: Seeking Justice in the Shadow of Massacre

The human soul is always a battlefield of two opposing forces. On one side sits that naive, fragile, and virtuous “Poet”; even if wronged, he says, “Death is no avenger.” Even if you do not love them, even if they are your most bitter enemy, it whispers with a “schizophrenic” anguish that rejoicing over a dead body is unbecoming of human dignity. That poetic side of us is the guardian of a universal morality; it wishes to believe in the sanctity of every life.

We have witnessed those horrific scenes that have seeped into our minds over the years through television screens, newspaper pages, and heart-wrenching videos. In the soul of a person who has watched Israel’s systematic massacres, bombs raining down on infants in their cribs, playgrounds reduced to piles of rubble, and an entire people buried alive in the ground—thousands of times over—compassion is slowly replaced by an icy rage. As cities are wiped off the map, the world remains silent, burying justice beneath that rubble as well.

That is why that real part of us now views the world through a different lens. We cannot grieve for those responsible for Israel’s brutal massacres as they are wiped out by missiles launched from Iran. On the contrary, that indescribable joy felt deep within is not actually an “evil”; it is the brief respite of justice that has not yet manifested on earth. Seeing the so-called “invincibility” armor, built upon the blood of the innocent, pierced is proof that the cry of the oppressed has not fallen to the ground.

Yes, perhaps finding happiness in the wake of a death may not fit within that ideal, sanitized definition of humanity. But the real question is this: When the world is so cruel, how human is it to weep over the executioner’s demise? The sense of relief felt when the end comes for those who applaud oppression and slaughter innocent children is a defense mechanism of the conscience.

No matter how much the poetic part of the soul may deem it “inappropriate,” our rational side cries out: It is the oppressed’s right to rejoice in the torment of those who prosper through oppression. Because sometimes justice is hidden not just in words, but in the flames of the missiles falling upon the oppressor.

Journalist and Writer Tankutalp ALTUNSOY


#köşe #yazısı #israil #filistin #iran #füze #adalet #intikam #tankutalpaltunsoy #gazeteci #yazar #konyaobjektifgazetesi #israil #iran #filistin #abd #portekiz #fransa #ingiltere

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.