Günümüz dünyasında sağlıklı yaşamak, hastalıklara karşı dirençli bir bedene sahip olmak ve zamanın yıkıcı etkilerini yavaşlatmak neredeyse herkesin en büyük arzusu haline geldi. Beslenme uzmanları, kardiyologlar ve onkologlar sürekli olarak “doğru beslenmenin” öneminden bahsediyor. Ancak doğru beslenmenin kimyasal ve biyolojik karşılığı tam olarak nedir? İşte bu sorunun cevabı, modern tıbbın ve beslenme biliminin en önemli ölçüm kriterlerinden biri olan ORAC kavramında gizli. Avrupalıların sofralarından eksik etmediği, bizim ise genellikle sadece hoşaf malzemesi olarak gördüğümüz kuru eriğin ardındaki muazzam bilimsel gerçeği anladığımızda, sağlığa bakış açımız tamamen değişecek.
ORAC, İngilizce açılımıyla Oxygen Radical Absorbance Capacity, Türkçe karşılığıyla Serbest Radikalleri Emme Yeteneği anlamına gelen bilimsel bir ölçüm yöntemidir. Bu yöntem, Amerika Birleşik Devletleri’nin Boston kentinde bulunan Tufts Üniversitesi Yaşlanmaya Karşı Beslenme Araştırma Merkezi‘ndeki (Anti-Aging Nutrition Research Center) bilim insanları tarafından geliştirilmiştir.
ORAC, bir besinin, vücudumuzda tahribata yol açan zararlı maddeleri (serbest radikalleri) ne kadar güçlü bir şekilde etkisiz hale getirebildiğini gösteren laboratuvar tabanlı bir testtir. Basit bir ifadeyle; bir yiyeceğin ORAC değeri ne kadar yüksekse, o besin vücudumuzu kansere, kalp hastalıklarına, damar tıkanıklıklarına ve erken yaşlanmaya karşı o kadar güçlü koruyor demektir.
Tufts Üniversitesi Araştırmacılarının Kritik Uyarısı:
“Hücresel düzeyde koruma sağlamak ve hastalıklardan uzak kalmak için her insan günde en az 3.000 ORAC birimi vitamin ve mineral almalıdır. Eğer kansere, kronik enfeksiyonlara ve yaşlanmaya karşı maksimum koruma (anti-aging etkisi) hedefleniyorsa, günlük tüketim 5.000 ORAC birimine çıkarılmalıdır.”
ORAC değerinin önemini kavramak için vücudumuzda her saniye gerçekleşen biyolojik savaşı anlamamız gerekir. Aldığımız besin maddeleri, hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondrilerde oksijenle birlikte yakılarak enerjiye (ATP) dönüştürülür. Tıpkı bir araba motorunun çalışırken egzoz dumanı üretmesi gibi, hücrelerimiz de enerji üretirken yan ürün olarak oksidan yani serbest radikaller üretir.
Kimyasal olarak kararsız, elektronu eksik olan moleküllerdir. Bu moleküller, eksik elektronlarını tamamlamak için sağlıklı hücrelerimizin duvarlarına, proteinlerine ve en tehlikelisi DNA’mıza saldırırlar. Serbest radikallerin vücutta aşırı birikmesine oksidatif stres denir. Oksidatif stres; kanser hücrelerinin tetiklenmesine, damarların esnekliğini kaybedip tıkanmasına, beynin yaşlanarak Alzheimer riskinin artmasına ve cildin kırışmasına yol açan temel düşmandır.
Antioksidanlar, serbest radikallere kendi elektronlarını vererek onları nötralize eden (etkisiz hale getiren) kahraman kimyasal maddelerdir. Antioksidanlar bunu yaparken kendileri zarar görmezler. Vücudu adeta zehirlerden arındıran bir temizlik işçisi gibi çalışırlar. İşte ORAC tablosu, hangi meyve ve sebzenin bu temizlik işini ne kadar iyi yaptığını gösteren bir skordur.
Tufts Üniversitesi’nin laboratuvar ortamında yaptığı testler sonucunda, doğadaki sebze ve meyvelerin 100 gramındaki ORAC birimleri şu şekilde listelenmiştir:
Tabloyu incelediğimizde çarpıcı bir gerçek karşımıza çıkıyor: Taze eriğin ORAC değeri 949 iken, kurutulmuş eriğin değeri 5.770‘e fırlıyor. Kurutma işlemi sırasında suyun uzaklaşmasıyla birlikte antioksidan maddeler, polifenoller ve lifler yoğunlaşarak tam bir sağlık bombasına dönüşüyor. Günde sadece 3-4 adet kuru erik yemek, bilim insanlarının önerdiği günlük maksimum koruma sınırı olan 5.000 ORAC birimini tek başına karşılamaya yetiyor. Avrupalıların sabah kahvaltılarında, ara öğünlerinde kuru eriği bu kadar sık tüketmelerinin altında yatan bilimsel sır tam olarak budur.
Dünya çapında yapılan epidemiyolojik (toplum sağlığı) araştırmalar, ORAC değeri yüksek besinlerle beslenen toplumların kronik hastalıklara yakalanma oranının çok daha düşük olduğunu göstermektedir.
Sağlık, eczanelerdeki sentetik haplarda değil, doğanın bize sunduğu renkli sebze ve meyvelerde saklıdır. Pahalı vitamin takviyelerine tonlarca para dökmek yerine, mutfağımıza kuru erik, kuru üzüm, brokoli ve çilek gibi yüksek ORAC değerli besinleri sokmalıyız.
Bu bilimsel ve hayati bilgileri olabildiğince fazla sayıdaki dostunuzla, ailenizle ve sevdiklerinizle paylaşınız. Bilgi paylaşıldıkça çoğalır, toplumlar bilinçlendikçe sağlıklı kalır. Unutmayın, bazı şeyler zamanla düzelmez; ancak doğru beslenmeyle bedenimizin yaşlanmasını ve paslanmasını durdurmak bizim elimizdedir.
Gazeteci yazar Tankutalp ALTUNSOY YAZISIDIR…
#ORACNedir #KuruErik #Antioksidan #SağlıklıBeslenme #TuftsÜniversitesi #SerbestRadikaller #YaşlanmaKarşıtı #KanserdenKorunma #HücreSağlığı #BilimselBeslenme #KonyaObjektif #TankutalpAltunsoy #DiyetVeSağlık #SağlıkHaberleri
GÜNDEM
6 saat önceBASIN ÖZGÜR KALMALI
22 saat önceBASIN ÖZGÜR KALMALI
23 saat önceGÜNDEM
23 saat önceGÜNDEM
23 saat önceGÜNDEM
23 saat önceGÜNDEM
23 saat önce
1
BİR ÜRETİCİ EFSANESİNİN VEDASI: NAZİF KARABULUT’UN TERTEMİZ MİRASI
1761 kez okundu
2
Bugün Günlerden Tiyatro. Çınar Sanat Atölyesinin ”Artiz Mektebi” İsimli Oyunundaydık.
1491 kez okundu
3
Konya’da Toplu Ulaşım Ücretlerine Art Arda Zam!
1484 kez okundu
4
Sayın CUMHURBAŞKANIMIZ Recep Tayyip ERDOĞAN!a Uyuşturucu ile Topyekûn Mücadele Çağrısı!
1469 kez okundu
5
ORTA DOĞU’NUN KIRILMA NOKTASI: İRAN DOSYASI VE REJİMİN GELECEĞİ. İnsan Hakları Eksperti DR. Abdullah BUKSUR İle Röportaj.
1430 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.